English
Bize Ulaşın & Yazın
Tel. :0212 217 36 36
Tel. :0212 217 31 31
Fax :0212 216 19 25
21:00 den sonra
Gsm :0544 217 36 36
Gsm :0544 274 38 40
Gsm :0544 274 38 41
Gsm :0544 274 38 42

Abbasağa Kurye

Bebek ile Rumelihisarı arasında, bugün aynı isimle anılan mezarlık sırtlarında bulunan semt. Sahilden denizin içine uzanan dil, Boğaz’ı çok daralttığı için buraya yunanca Lomekopi, Türkçe olarak ta Boğazkesen denilmişti. Eremya Çelebi Kömürciyan, Boğaziçi’ndeki üçüncü burun olan bu mahalle denizde iri kayalar bulunduğunu kaydetmektedir. Bu kayalardan ötürü semte Kayalar köyü adı verilmişti. Evliya Çelebi Ön kayalar denilen, Sıdki Efendi Camii’nin de bulunduğu mevkide o dönemde 40-50 ev olduğunu söyler. 17.yy yazarlarından Kömürciyan ve 1. yy yazarlarından İnciciyan da burada Türklerin oturduğunu sahilde bir küçük mescit, birkaç bahçe ve ilerisinde servi ağaçlarının yükseldiği bir Müslüman mezarlığı olduğunu kaydederler. Bu mezarlık Üsküdar’dan sonra Boğaziçi’ndeki ikinci önemli mezarlıktı. Hisar’da yaşayan Müslüman ahalinin beslemeleri olan çırpıcılar Kayalar Köyü sahilinde köy ve hisar sakinlerinin çamaşırlarını yıkarlardı. Bu gün Kayalar Köyünün ismi, burada bulunan cami dışında tamamen unutulmuştur. Sahil ve Sırtlar Aşiyan semti olarak bilinir. 17.yy’da burada Nişancı Ahmet Sıtkı Efendi (Paşa) (ö. 1662 /63 ) tarafından, kayalar mescidi olarak bilinen, duvarları kagir, çatısı ahşap bir mescit yaptırıldığı kaydolunmuştur. Evliya çelebi bu mescidin üst tarafında bulunan Kadiri dergahı ile I. Süleyman (Kanuni) döneminde yaşamış bir Bayrami -Melami şeyhi olan İsmail Maşuki’nin anıtmezarını efsanevi bir tarzda anlatmaktadır. 1551’de müritlerinden Irakı zade Hasan Efendi, İsmail Maşuki’nin başının gömülü olduğuna inanılan Kayalar Mescidi’ne bitişik Şeyh Mehmet Efendi hazinesinde şeyhin anısına bir anıtmezar yaptırmıştır. Mescidin hemen arkasında, Melamileri karşı inşa edildiği söylenen Kadiri tekkesinin bugün hiçbir izi kalmamıştır. Dergahın sırtlarındaki bağ ise birkaç kez kaptan-ı deryalık yapmış ve Girit’in fethinde önemli rol oynamış Deli Hüseyin Paşa’ya aitti. Bu bağ, Rumeli Hisarı’nın arkasında, bir Bektaşi tekkesi olan Nafi Baba Tekkesi’ne kadar uzanıyordu. Vakanüvisler ve arşiv belgeleri 16.yy’da bu sahilde eşkiyanın, haydutların mekan tuttuklarına işaret etmektedir. 17.yy’da ise bir başka efsanevi kişilik, gemicilerin dostu olarak tanınan Durmuş Dede burada bir dergaha adını verdi. Durmuş Dede’nin I. Ahmet zamanında (1603 –1617) Akkirman’dan İstanbul’a gelerek Kayalar Köyü mezarlığının bittiği yere yakın bir noktada, deniz kenarında bir tekkede şeyh olan Akkirmanlı Ali Baba’nın yanına yerleştiği söylenmektedir. Aslında tekkenin kurucusu, I. Süleyman (Kanuni) zamanında Mısır’dan İstanbul’a göçen Şeyh İbrahim Gülşeni halifelerinden Hasan Zarafi Efendi 8ö.1569) olduğu halde tekke Durmuş Dede ‘nin adıyla anıla gelmiştir. Zamanla, Boğaz’dan geçen gemilerin tekkeye zahire yardımında bulunmaları bir gelenek haline geldi. Hadikatül –Cevami’yi yazdığı 1768’de, Hafız Hüseyin Ayvan sarayı bu geleneğin hala devam ettiğini kaydetmektedir. 715’te ölmüş olan Fenni Mehmet Dede Boğaziçi köyleri üzerine yazdığı Sahil name’de bu semt için “ fiske taşıyla eğer ürker ise olmaz mesken demiştir. 18.yy sonunda 19.yy ortalarına kadar olan dönemi kapsayan Bostancı başı defterlerinde bu sahilde hekimbaşı, reisüm küttab ve önemli devlet görevlilerinin yalıları olduğu kaydedilmiştir. Bunların içinde Tavukçu Reis adı ile bilinen Reisülküttab Mustafa Efendi’nin yalısı kayda değer. Mustafa Efendi’nin geniş bir bahçe içindeki yalısını devlet ricari ve Avrupa elçileri gizli görüşmeler için sık sık ziyaret ederlerdi. Mustafa Efendi’nin hayratında olan, Kayalar mescidi’nin yakınında ve sahilde bulunan 1763 tarihli çeşme, 1914’te sahil yolunun genişletilmesi sırasında yıkılmış;yalı ve Deli Hüseyin paşa bağı Robert Koleji’in mülkiyetine geçmiştir. Devlet protokolünde nişancılardan hemen sonra gelen reisül küttabların da hep bu mahalde yerleştiklerini göz önüne alırsak Boğaziçi sahillerinin yerleşim hiyerarşisine dair bir başka geleneği yakalamış oluruz. Bir başka 18.yy yalısı, Yılanlı Yalı’nın kötü bir restorasyon geçiren selamlığı halen ayaktadır. Semt bugünkü adını şair Tevfik Fikret’in bu mahaldeki evinden almaktadır. Farsça bir sözcük olan “Aşiyan”ın anlamı “ kuş yuvası”dır.
Kurye Hesapla
Nereden:
Nereye:
Abone Fiyatı :
Peşin Fiyatı :
Abone Exp Fiyatı :
Peşin Exp Fiyatı :
Fiyatlarımıza KDV dahil değildir.



Tüm Hakları Saklıdır. 2010 Bizim Moto Kurye Tasarım Kodlama ve SEO Optimizasyon EFE'den